Video
Peygamberimizin Kalbinin Yıkanma Hadisesi | Siyer Notları - 25 | Enes Yelgün
Tevhid Dersleri · 23 Mart 2021
Peygamberimizin Kalbinin Yıkanma Hadisesi | Siyer Notları - 25 | Enes Yelgün Diğer sosyal medya hesaplarımızdan yayınlamadığımız özel paylaşımlarımızdan güncel olarak haberdar olmak için linke tıklayarak WhatsApp hattımıza abone olabilirsiniz; https://bit.ly/2xHiHzN Siyer notlarının 25. si olan 'Peygamberimizin Kalbinin Yıkanma Hadisesi' yazısının tamamına ulaşmak için: https://bit.ly/3lJAjDp Peygamberimizin Kalbinin Yıkanma Hadisesi hakkındaki hadis: Mekke'den uzakta süt annesi ile kalırken başından geçen en önemli hadise ise Müslim'de Enes'in (r.a) bize rivayet ettiği Şakku Sadr, yani Allah Rasûlü'nün göğsünün yarılması hadisesidir. Enes (r.a) şöyle anlatıyor: "Peygamber'e Cebrail geldi. Peygamber Efendimiz o esnada diğer çocuklarla oynamaktaydı. Cebrail onu alıp yere yatırdı; kalbini yardı, kalbini dışarı çıkardı. İçinden siyah bir kan pıhtısı çıkarıp attı. 'Bu, şeytanın payıdır' dedi. Sonra kalbini zemzemle yıkadı. Yıkadıktan sonra kalbini yerine koydu ve göğsünü kapattı. Oyun arkadaşları olan çocuklar Halime'ye koşarak: 'Muhammed öldürüldü, yanına varın, rengi sararmıştı' dediler. Enes bu hususta der ki: 'Ben, Peygamber Efendimizin göğsündeki yarık izini görmüştüm.' dedi" Bu hadise gerçekleştikten sonra Halime çok endişelenmiş ve kısa bir zaman sonra Muhammed'i (sav) ailesine teslim etmiştir. Daha önceki yazılarımızda Peygamber'in (sav) doğumu sırasında gerçekleştiği iddia edilen bazı olayların uydurma olduğuna dikkat çekmiştik. Özellikle vurguladığımız nokta şuydu: Biz dinimizi sağlam temeller üzerine bina ederiz. Sağlam temellerden kastımız ise sahih olan rivayetleri doğru bir fehm ile yani selefin anlayışı ile anlamaktır. Allah Rasûlü'nün (sav) doğumundan sonra gerçekleştiği iddia edilen rivayetlerin ise sahih senetle geldiği görülmemiştir. Bununla beraber Şakku Sadr hadisesi ise sahih bir rivayettir. O yüzden böyle bir olayın vuku bulması mümkün mü değil mi, bu olay aklımıza yatıyor mu yatmıyor mu, bunlara bakmadan rivayeti kabul ederiz. Bu hususa özellikle burada vurgu yapmamızın sebebi insanların bizleri 'İşlerine gelen delilleri kabul ediyorlar' diyerek itham etmelerinin temelsiz bir iddia olduğunu ortaya koymaktır. Eğer bizler delilleri aklımıza göre doğrulayıp, reddedecek olsaydık ilk önce Peygamberin göğsünün yarılması hadisesini yalanlamamız gerekirdi. Fakat bizim ölçümüz birilerininki gibi, heva ve heveslerin şekillendirdiği akıl ve duygular değil, sahih delillerdir. Velev ki sonuç aklımıza yatmasa, nefisimizin hoşuna gitmese de. Bu hadise aynı zaman da bize kalplerimizin durumunu da hatırlatmalıdır. Allah Rasûlü (sav) şeytanın her çocuğa muhakkak dokunduğunu ve bunun kalpte bir etkisi olduğunu söylemiştir. Aynı şekilde Allah (svt) ayeti kerimede kalpte fücur ve takvanın beraber olduğunu bize bildirmiştir. "Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki. Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir." (91/Şems, 8-10) Bu ve benzeri rivayetler, tezkiye etmeyi unuttuğumuz ya da ertelediğimiz kalplerimize bir kez daha yönelmemiz için birer uyarıdır. Çünkü kalp komutan diğer azalar ise askerdir. Kalp melik diğer azalar ise tebadır. Kalp sahih olduğu müddetçe diğer organlardan ortaya çıkacak olan amellerde düzgün olacaktır. Allah Rasûlü (sav) Mekke'ye geri döndükten sonra annesi ile beraber dayılarına yaptığı bir ziyarette annesini kaybetmiştir. Daha 6 yaşında bir çocuk annesiz ve babasız bir halde dedesinin himayesi altında yaşamaya başlıyor. Düşünüldüğünde bu gerçekten çok ağır bir imtihandır. Bu imtihanın birçok hikmeti olabilir. Fakat Allah Rasûlü'nün daha sonraki yaşamını gözümüzün önüne getirdiğimizde, Allah'ın onu ağır bir yüke hazırladığını görmekteyiz. Dağların dahi kabullenmekten çekindiği, eğer üzerine indirilse paramparça olacağı bir yüke... Bu yükü kaldıracağını iddia etmekle gerçekten bu sorumluluğun hakkını vermek çok farklıdır. Allah Rasûlü bu davayı omuzlamış ve onun hakkını vermiştir. İşte bu sürece başlamadan önce Allah (svt) onu imtihanlar ile zor ve meşakkatli bir yolculuğa hazırlamıştır... Öyleyse bir fert, cahiliye yaşantısında etkiye açık bir halde bıraktığı kalbini ve beynini temizlemesinin, İslam olduktan sonraki yaşantısı için bir vecibe olduğunu bilmelidir. Çünkü İslam bir nurdur. Cahiliye karanlığı ile beraber aynı kalpte olması mümkün değildir. Şakku Sadr hadisesinin bizim başımızdan geçeceğini hayal etmek yerine kalbimizi tezkiye ilminin gereklerine uygun şekilde ıslah etmemiz daha gerçekçi olacaktır. Kanalımıza Destek Olmak İçin; https://bit.ly/2Xx0vnW Ebu Hanzala Hoca Kanalı için; https://bit.ly/3oJsI7z Tevhid Meali İçin: https://tevhidmeali.com/ Dergilerimiz ve Kitaplarımıza Ulaşmak İçin: http://tevhiddergisi.org/ Tevhid Gündemi Haber Sitesi İçin: http://tevhidgundemi.com/ Şeri sorularınızı [email protected] mail adresi üzerinden sorabilirsiniz. #Peygamber #Siyer #EnesYelgün Tevhid Dergisi Enes Yelgün
Tevhid Dersleri · Diğer videolar
3:29Rabbim Birdur Şuphesuz | Tevhidî Uyanış10 Temmuz 2026
16:06KATO Zirvesinin Perde Arkası | Tevhid Sanat8 Temmuz 2026
27:40Allah’tan Başkasına Adanan Adaklar | Kitabu't Tevhid 13 | Ömer Akduman26 Haziran 2026
4:08İdgâm-ı Bila Gunne | Tecvid Dersleri 2425 Haziran 2026
0:19Tevhidî Uyanış'tan Yeni Karadeniz Eseri: "Rabbim Birdur Şuphesuz"24 Haziran 2026
16:56Gıda Katkı Maddelerinin Görünmeyen Zararları | Gıda Y.Mühendis Cundullah Özalp | Helal ve Temiz23 Haziran 2026
