İçeriğe geç

Video

Kime Kulak Verelim? | Sesli Makale | Halis Bayancuk Hoca

Halis Bayancuk Hoca · 2 Ekim 2021

Tevhid Dergisi 102. sayısında yayınlanan "Kime Kulak Verelim?" başlıklı sesli makalede Halis Bayancuk Hoca ilmi ve ilim adamlarını takip etmede dikkat edilmesi gereken hususları açıklıyor. Tevhid Dergisi 102. sayısındaki Kime Kulak verelim başlıklı makalemize ulaşmak için: https://tevhiddergisi.org/assets/pdf/102_Tevhid.pdf Kime Kulak Verelim? İlmi Ehlinden Alalım, Ehil İnsanların Davetine Kulak Verelim “Şüphesiz ki Allah, emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletli olmanızı size emreder. Allah, bununla sizlere ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah (işiten ve dualara icabet eden) Semi’, (her şeyi gören) Basîr’dir.” (4/Nîsa, 58) Allah (cc) emanetleri ehline vermemizi ister. Başta yöneticilik olmak üzere ilim de dâhil her iş, ehline verilmeli, ehlinden alınmalıdır. Ehli olmayana tevdi edilen her şey, onun zayi edilmesine sebep olur; ki, bu da işlerin tersine döndüğünü ve kıyametin yaklaştığını gösterir: “...İş, ehil olmayana bırakıldığında kıyameti bekle.” (Buhari, 59) İlmi ehlinden almayı önemli kılan bir diğer neden; ahir zamanda ilmin kalıp ilim adamlarının kaldırılacak olmasıdır. İlim adamlarının yokluğunda ise “cahil başlar” ilmi dillerine dolayıp insanlara baş olacak, hem sapacak hem de saptıracaktır: Abdullah ibni Amr ibni As’tan (ra) şöyle rivayet edilmiştir: “Allah Resûlü’nü (sav) şöyle derken işittim: ‘Allah, ilmi insanlar arasından çekip almaz. Fakat ilmi, âlimleri(n ruhunu) kabzetmek suretiyle alır. Geride hiçbir âlim bırakmadığında insanlar cahil kimseleri baş edinirler. Onlara soru sorulur, onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapar hem de başkalarını saptırırlar.’ ” (Buhari, 100; Müslim, 2673) Bazen ehil olmayan insanların sözleri doğru, amelleri güzel olabilir. Ancak bu, onları, sözlerine uyulan ilim ehli makamına çıkarmamızı gerektirmez. Zira ehil olmayan, bir konuda doğru söyleyip başka bir konuda bizi/ümmeti felakete sürükleyebilir. Örnek olması açısından bir hadise zikredebilirim: Osman’ı (ra) eleştiren Kurra grubu ortaya çıkınca, sahabeden bir kısmı onların ilim ve ameline aldandı. Bunlardan biri de Aişe Annemizdi. O, yaşanan hadiseyi şöyle aktarır: “(Osman meselesinde) unutulup giden biri olmak isterdim. Osman’ın başına gelmesini istediğim ne varsa benim de başıma geldi. Öyle ki onun ölümünü isteseydim (zannımca) ben de ölürdüm/öldürülürdüm. Ey Ubeydullah ibni Adiyy! Bildiğinden (kesin emin olduğundan) sonrası seni aldatmasın. Osman’ı eleştiren grup çıkana kadar ben, Allah Resûlü’nün (sav) ashabının amelini küçümsememiştim. Bu grup öyle sözler etti ki bir söz ancak o kadar güzel söylenir. Öyle güzel (Kur’ân) okudu ki ancak o kadar güzel okunur. Öyle güzel namaz kıldılar ki ancak o kadar güzel namaz kılınır... Sonra yapılanı görünce (fitneyi kastediyor) onların, Nebi’nin (sav) ashabına yaklaşamayacağını anladım. Birinin sözü hoşuna giderse Tevbe Suresi’nin 105. ayetinin ilk cümlesini oku: ‘De ki: ‘Amel yapın! Allah, Resûl’ü ve müminler yaptıklarınızı görecektir...’ ’ Kimsenin (ameli/sözü) seni gevşekliğe sevk etmesin.” (Halku Efa’li’l İ’bad, s. 56) Osman’ı (ra) eleştiren grubun sözü ve ameli, sahabenin dahi hoşuna gitti. Adil olmak gerekirse bazı eleştirilerinde de haklılardı. Osman’ın (ra) görev verdiği akrabalarının devlet imkânlarıyla işlediği zulüm ve fısk ayyuka çıkmıştı. Ancak asıl sorun; eleştiren insanların “ehil” olmamasıydı. Sözün neye mal olacağını, fayda ve zararını, yakın ve uzak sonuçlarını hesaplayacak ilim, hikmet ve tecrübeden uzaklardı. Kime kulak verelim sorusunun açıklanması oluşan sonuç Sahabenin dolaylı olarak onayını alan topluluk, kitleleri harekete geçirdi, Osman’ı (ra) katletti ve on dört asırdır süren bir fitnenin ateşini yaktı. Onlar mescidde namaz kıldıracak, hutbe okuyacak, vaaz verecek insanlar değildi. Güzel söz ve amelleri, bazı konularda haklı eleştirileri ve yanlarına aldıkları dolaylı sahabe desteğiyle bir ümmeti felakete sürüklediler. Osman’ın (ra) kanı akınca çoğu insan uyandı, ancak iş işten geçmişti. İşte o zaman, Aişe Annemizin (r.anha) itiraf ettiği gibi bunun ilim değil, hamaset olduğunu anladılar. Eleştirileri kısmen haklı, fakat ölçülü değildi; okudukları ayetler doğru, fakat hikmetten yoksundu. Sonuç niyetine şunu söyleyebiliriz: Her işimizde olduğu gibi ilmi de ehlinden almalı, bir davete kulak vereceksek ehil bir sese kulak vermeliyiz. #İlim #SesliMakale #HalisBayancukHoca #TevhidDergisi #Tevhid #Alim #Hoca

Halis Bayancuk Hoca · Diğer videolar